Blogumda, sosyal hizmet uzmanı ve psikolojik danışman olarak mesleki hayatımdan edindiğim deneyimleri, düşüncelerimi ve mesleki bilgi birikimimi paylaşıyorum. Burada psikoloji ve sosyal hizmet alanlarındaki konulara ilişkin anlaşılır bilgiler, mesleki çalışmalarımdan kesitler ve düşünmeye teşvik eden farklı bakış açıları bulabilirsiniz.
Bağlanmayı anlamak: Bağlanma örüntülerimiz ilişkilerimizi nasıl etkiler?
Neden yakınlık ararız? Neden mesafe kaygı yaratabilir? Ve neden bazı insanlar ilişki derinleştikçe geri çekilir? Bağlanma psikolojisi, bu tür ilişki örüntülerini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Bağlanma Nedir?
Bağlanma, hayatımızdaki önemli insanlarla kurduğumuz duygusal bağı ifade eder. Yakınlık, güven ve aidiyet, temel insani ihtiyaçlarımız arasındadır. Yaşadığımız deneyimler, ilişkilerden ne beklediğimizi şekillendirebilir. Bunun sonucunda farklı bağlanma örüntüleri gelişebilir. Bunlar birer tanı ya da değişmez kişilik özellikleri değildir.
En Sık Bahsedilen Bağlanma Örüntüleri
- Güvenli bağlanma: Yakınlık ve bireysellik bir arada var olabilir. İhtiyaçlar ve çatışmalar açıkça konuşulabilir ve birlikte ele alınabilir.
- Kaygılı bağlanma: Mesafe veya belirsiz sinyaller yoğun bir güvensizlik yaratabilir. Yakınlık ve karşı taraftan güvence alma ihtiyacı daha belirgin olabilir.
- Kaçıngan bağlanma: Bireysellik ve bağımsızlık daha ön planda olabilir. Yakınlık zaman zaman kısıtlayıcı veya bunaltıcı hissedilebilir ve geri çekilmeye yol açabilir.
- Kaygılı-kaçıngan bağlanma: Yakınlık hem istenir hem de korkutucu gelebilir. Bu nedenle yaklaşma ve geri çekilme arasında gidip gelme yaşanabilir.
Bağlanma Örüntüleri Birbiriyle Karşılaştığında
İlişkilerde farklı bağlanma örüntüleri birbirini tetikleyebilir ve güçlendirebilir. Örneğin: Bir kişi yakınlık arar → diğeri geri çekilir → ilk kişi kendini güvensiz hisseder → daha fazla yakınlık arar → diğeri daha da geri çekilir. Bu yaklaşma–geri çekilme döngüsü, her iki taraf için de zorlayıcı olabilir. Burada daha faydalı soru: “Kim suçlu?”değil, “Birlikte nasıl bir döngü oluşturuyoruz?”
Güvenli Bağlanmanın Özellikleri Nelerdir?
Güvenli bağlanma; hiç kaygı, kıskançlık veya çatışma yaşamamak anlamına gelmez. Daha çok güvenilirlik, saygı, duygusal olarak ulaşılabilir olma, sınırlara saygı gösterme ve çatışmalardan sonra yeniden bağ kurabilme ile kendini gösterir. Yakınlık ve bireysellik aynı anda var olabilir: “Seninle bağlı kalırken kendimi kaybetmek zorunda değilim.”
Bağlanma Örüntüleri Değişebilir mi?
Evet. Bağlanma örüntüleri değişebilir. Bunun önemli adımlarından biri, kendi tepkilerimizi daha bilinçli fark etmektir: “Şu anda içimde ne oluyor? Beni ne tetikledi? Neden korkuyorum? Neye ihtiyacım var?”.Yeni deneyimler ve yeni davranış biçimleri, zaman içinde yakınlığı, mesafeyi ve ilişkileri nasıl yaşadığımızı değiştirebilir. Amaç bir daha hiç tetiklenmemek değil; tetiklendiğimizde nasıl başa çıkabileceğimize dair daha fazla seçeneğimizin olmasıdır.
Instagram sayfamda bağlanma örüntüleri, ihtiyaçlar, iletişim, çatışmalar ve ilişkiler üzerine daha kapsamlı bir seri bulabilirsin. Burada ele aldığımız konuları tek tek ve somut örneklerle daha ayrıntılı şekilde ele alıyorum. Instagram serisine git
Travma: Ağır ve Sarsıcı Yaşam Olayları Sonrasında Çocuklara Hassas Bir Şekilde Eşlik Etmek
Geçtiğimiz ay Goldkind tarafından düzenlenen ve Psikolog M.Sc. Marie Köster tarafından yürütülen „Travma: Ağır ve Sarsıcı Yaşam Olayları Sonrasında Çocuklara Hassas Bir Şekilde Eşlik Etmek“ başlıklı eğitime katılma fırsatı buldum. Eğitim sırasında mesleki çalışmalarıma yönelik değerli bilgiler ve yeni bakış açıları edindim. Bunları burada kısaca paylaşmak istiyorum.
Eğitimin temel odak noktalarından biri, travmatik deneyimlerin çocukların duygusal dünyasını, davranışlarını ve ilişki kurma biçimlerini nasıl etkileyebileceğiydi. Travma sonrasında ortaya çıkan tepkileri doğrudan „sorunlu davranış“ olarak değerlendirmek yerine, çoğu zaman kişinin yaşadığı yoğun ve başa çıkılması güç deneyimler karşısında geliştirdiği anlaşılabilir başa çıkma biçimleri olarak ele almak önemlidir.
Özellikle bağlanma ve ilişkinin merkezi önemi bir kez daha ortaya çıktı.Travma yaşamış çocukların; güven ve yönlendirme sağlayan, tutarlı, şeffaf ve duyarlı yetişkinlere ihtiyaçları vardır. Bununla birlikte çocukların kendi kararlarını verebilmeleri ve öz yeterlilik duygularını yeniden geliştirebilmeleri için alan tanınması da önemlidir. Stabilizasyon, kaynakların güçlendirilmesi ve stresin düzenlenmesine destek olunması da bu sürecin önemli unsurlarıdır..
Çalışmalarım açısından özellikle şu bakış açısını yeniden güçlendirdiğimi düşünüyorum: Çocuğun davranışının ardında ne olabilir? Bu davranışın geçmişte veya bugün nasıl bir işlevi var? Ve çocuk yeniden daha fazla güven, kontrol ve hareket alanı kazanabilmek için neye ihtiyaç duyuyor?
Benim için oldukça verimli geçen bu eğitim, mevcut mesleki bilgilerimi derinleştirirken yeni düşünce ve değerlendirme alanları açtı. Aynı zamanda çocuklarla ve onların yakın çevreleriyle çalışırken travmaya duyarlı yaklaşımımı daha da geliştirmeme katkı sağladı.